Bir Öneri: Sinema Salonlarının Dönüşümü

PROBLEM

2019 Aralık ayında Çin’de ortaya çıkan ve “2019-nCoV” olarak adlandırılan virüsün başlangıçta bu denli ciddi boyuta geleceği düşünülmüyordu. Ancak kısa süre sonra Dünyada ve Türkiye’de etkisi hızlı bir şekilde hissedildi. Birçok sektörünü derinden etkiledi. Etkilenen sektörlerden biri de sektörü olmuştur. Türkiye’de de sinema salonları 16 Mart 2020’de geçici süre ile kapatılmıştır. Türkiye’de 2019 yılında sinema sektörü 980.410.567 ₺ gelir elde etmiştir. Birkaç yıldır nabzı düşen sektör, bu salgından sonra daha da kayıplar yaşayacak ve bazıları kapanmak zorunda kalacak. Salgından sonra sinema salonları başka amaçla kullanılacak ortamlara çevrilmelidir.

SALGINDA VE SONRASINDA SİNEMA SALONLARI NASIL KULLANILABİLİR?

Salgın ve sonrasında boş kalacak sinema salonları “dikey tarım alanlarına” çevrilebilir. Tarım arazileri her geçen yıl azalmakta, topraklar verimsizleşmekte ve insanların ihtiyaçları artmaktadır. İnsanların tarım ürünlerine ulaşmaları zorlaşmaktadır. Aracılar, nakliye masrafları, hal masrafları vb. durumlar da ürünlerin fiyat artışına sebep olmaktadır. Oysa ki AVM’lerde ki boş halde bulunan sinema salonları dikey, topraksız, kapalı alan tarım bölgelerine çevrilebilir. Bu yöntem ile birçok aracı ve harcama ortadan kaldırılır ve direk tüketiciye kolay bir şekilde ürünler ulaşabilir. Bu yöntem sayesinde %90’e varan su tasarrufu, nakliye benzin tasarrufu gibi birçok doğa dostu tasarruf sağlanır. Bu sayede bölgeler kısmen de olsa kendine yetebilecek bir hale gelecektir.

DİKEY TARIM NEDİR?

kişi, kadın, tutma, adam içeren bir resim

Açıklama otomatik olarak oluşturuldu

Artan dünya nüfusu ile birlikte beslenme ihtiyacı da her geçen gün artmaktadır. 2050 yılında dünya nüfusu 12 milyar olması öngörülüyor.2050 yılında; azalan tarım arazileri 12 milyar insanın ihtiyacını karşılayacak tarım ürünleri üretebilecek mi? Peki bu sorun dikey tarım ile çözülebilir mi?

Dikey bir şekilde ürünleri toprak kullanarak veya topraksız olarak açık-kapalı alanda yetiştirme yöntemidir. Ortama bağlı olarak toprak kullanılabilir veya su – çözelti kullanılabilir. Doğal veya yapay ışık kullanılabilmektedir.

DİKEY TARIM İLE NELER DEĞİŞECEK?

İş Gücü: Uçsuz bucaksız tarım arazilerinde gerek insan gücü gerek ise traktör başta olmak üzere tarım araçları kullanılmaktadır. AVM içinde yer alacak olan “tarım merkezlerinde” daha az işçi yer alacağı ve tarım araçları kullanılmayacağı, kullanılmaya ihtiyaç olmayacağı için iş gücü azalacaktır.

Maliyet: Mahsullerin su ihtiyacını karşılamak için metrelerde borular çekilerek, benzinli-elektrikli su motorları ile arazinin tümü sulanmaktaydı. Dikey tarımda toprak kullanılmayacağı için su maliyeti azalacaktır. Böcek masrafları ve ilaçlama toprak kullanılan tarımda vazgeçilmez giderlerdendir ancak toprak kullanılmayacağı için böcekler tamamen ortadan kalkacak ve maliyet bitecektir.

Yıl Boyun Ürün Alma: Yıl boyu topraklı tarımdan 1 kere mahsul alınan ürünler, kapalı-dikey-topraksız tarım yöntemi ile 6 kere mahsul alınacaktır. Üretim 6 katına çıkacağı için, minimim 6 kat gelir olacaktır.

Su Tasarrufu: Normal tarımın %5 i kadar su ihtiyacı olan topraksız-dikey tarım sistemi, sürdürülebilir bir dünya için su tasarrufunda önemli bir rol oynayacaktır.

Yer Tasarrufu: Katlıolmasından dolayı%90’ a kadar daha az yer kaplayacak ve yer tasarrufu sağlayacaktır.

Nakliye: Günümüzde şehirden, merkezden uzak bir konumda üretim yapılarak, nakliye ve işçi ücretleri ile fiyatı artan tarım ürünleri marketlere ulaşmaktadır. Yeni dönüşen dikey tarım alanları ile AVM’ lerde direk satış yapılacak yerde üretilecek ve nakliye-işçi gibi ücretler ortadan kalkacaktır.

Kalite: Üretilen ürünlerin tarladan, satış yerine gelmesi 2-3 gün zaman almaktadır. Yeni üretim yerlerinde üretilen ürünler direk anında satış pazar alanına gelerek tüketiciye ulaşacak ve tazeliğini koruyacaktır.

ÖZET

Son yıllarda nabzı düşen ve tercih edilmemeye başlanılan sinema sektörü corona virüs pandemisi sonrası tercih edilmeyecek ve sinema salonları boş kalacaktır. Büyük değişim tetikleyicisi olan bu pandemi sinema sektöründe de büyük değişimleri tetikleyecektir.

100’lerde, 1.000’lerce metrekarelere kurulu yüksek tavanlara sahip sinema salonu yerleri de insanlar için daha işlevsel ve temel ihtiyaçları çözebilecek alanlara dönüşecektir.

Artan dünya nüfusu ile birlikte beslenme ihtiyacı da her geçen gün artmaktadır. İnsanların tarım ürünlerine daha kolay, daha kaliteli ve daha ucuz ulaşmasının yöntemi satış kanallarına daha yakın yerlerde üretilmesidir.

Boş kalan sinema salonlarının yerlerine dikey-topraksız-kapalı tarım merkezleri kurarak insanların ihtiyaçlarına hızlı-ucuz-kaliteli bir çözüm sunabiliriz. İş gücü, maliyet, nakliye gibi giderlerden kurtularak kaliteli ürünleri müşteriler ile hızlı bir şekilde buluşturabilir ve sürdürülebilir bir dünya için su ve yer tasarrufunda bulunabiliriz. Sinema salonlarının bu pandemi döneminde olmasa bile yakın gelecekte dönüşmesi kaçınılmazdı. Bu corona virüs bu dönüşümün daha hızlı olmasını tetikledi.

KAYNAKLAR

Aşı Takibi İçin Görünmez Bir Kuantum ‘Dövme’

Gelişmekte olan ülkelerde; ülke çapında aşılama girişimlerini denetleyen insanlar için, kime hangi aşı ne zaman yapıldı takip etmek zor olduğu için bir çözüm üretmek istediler. MIT araştırmacılarının bir çözümü önerisi sundu; aşının kendisinin yanında cilde güvenle gömülebilen bir mürekkep yarattılar ve sadece özel bir akıllı telefon kamera uygulaması ve filtresi kullanılarak görülebiliyor. Yapılan aşı kaydını elektronik olarak veya kağıda dökmek yerine doğrudan hastanın cildine gömmek için gizli bir yol önerdiler ve düşük riskli izleme sistemleri, doğru aşı kayıtlarını tutma işlemini büyük ölçüde basitleştirebileceğini dile getirdiler.

Kevin McHugh, “Kağıt aşı kartlarının sıklıkla kaybolduğu veya hiç bulunmadığı ve elektronik veritabanlarının duyulmadığı alanlarda, bu teknoloji, her çocuğun aşılanmasını sağlamak için hasta aşılama geçmişinin hızlı ve anonim olarak tespit edilmesini sağlayabilir.”

Görünmez “dövme”, kızılötesi ışık altında parlayan minik kuantum noktalarından (ışığı yansıtan küçük yarı iletken kristallerden) oluşan bir model olan ve desen – aşı – polimer ve şeker karışımından yapılmış yüksek teknoloji ürünü çözünebilen mikroiğneler kullanılarak cilde yerleştiriliyor.

Futurism tarafından yayınlanan makalenin tamamını linkte bulabilirsiniz.

Kaynakça: https://stm.sciencemag.org/content/11/523

Dünyanın Uyanışı

Şengül Boybaş tarafından oluşturulmuş “Atiye” ve başından geçenleri anlatan bir roman. Netflix Atiye dizisine ilham veren roman, ilham veren derken, yanlış anlaşılmasın birebir aynısı değil. Filmi izledikten sonra kitabını okumak isterseniz hayal kırıklığına uğrayabilirdiniz. Sürükleyici bir kitap ama filmi kadar değil, son sayfalara doğru olay örgülerinin nasıl çözümleneceğini tahmin ediyorsunuz ama biraz anlatım uzatılmış. Betimlemeler, anlatım, dil; sade, anlaşılır ve sürükleyici. Şengül Boybaş’ın ilk kaleme aldığı kitabın bu denli sürükleyiciliğinden sonra bir sonraki eserini sabırsızlıkla bekliyoruz.

Tanıtım bülteninden

“İnsanoğlunun hikâyesinin bittiği yerde, onun hikâyesi başlıyordu…”

“Sıradan biri olman sıra dışı bir kadere sahip olamayacağın anlamına gelmiyor.”

Bir rüyayla başladı her şey. İki nehrin arasındaki bereketli topraklarda yürüyordu Atiye, birden hoş manzara yerini karanlık, kan gölü ve çığlıklarla süslenmiş bir senfoniye bıraktı. Toprak ana yeni bir çağa, Atiye kendi uyanışına gebeydi. Karanlığın sahibi içindekini çekip çıkarmak için karnına yöneldi ve uyandı Atiye. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı, çünkü o da biliyordu ki geçmişin hikâyeleri sonsuza dek gömülü kalamazdı. Ve gerçeğin izlerini sürmek için yola çıktı, varacağı yerin sırrını bilmeden… Çünkü insanoğlunun hikâyesinin bittiği yerde onun hikâyesi başlıyordu.

İnsanoğlunun hikâyesinin bittiği yerde hikâyesi başlayan Atiye, sıradan biridir ancak sır dışı bir kader yolu onu beklemektedir. Geçmişi geleceğinin önünde aşılamaz bir dağ gibi dururken hayatının önüne çıkardığı işaretlere kayıtsız kalamayıp rüyalarında gördüğü Göbeklitepe’ye giderek kaderinin peşine düşer. Peki, bu yolda hiç beklemediği şeylerle karşılaşan Atiye, sıra dışı kaderinin sırrına ulaşabilecek mi yoksa bu sırrın içinde kaybolup gidecek mi?

Asteroit Nedir? Nasıl Sınıflandırılır?

Asteroit ve Asteroit Tipleri Nedir?

Asteroitler, güneşin etrafında dönen küçük, kayalık nesnelerdir. Güneş sistemimiz yaklaşık 4.6 milyar yıl önce büyük bir gaz ve toz bulutu çöktüğünde başladı. Buluttaki yoğunlaşan tozun bir kısmı gezegen haline geldi. Gezegenlere dahil olma şansı bulamayan kayalık nesneler asteroitleri oluşturdu.

Asteroitler yapılarında bulunan elementlere göre 3 sınıfa ayrılır:

C-tipi en yaygın olandır yapısı karbonludur. Kil ve silikat kayalarından oluşur. Güneş’ten en uzaklarda bulunurlar ve bu nedenle ısı ile en az değiştirildiler, yani en eski olanlarıdır. Bazılarının 50 ° C’nin üzerindeki sıcaklıklara hiç ulaşamaması nedeniyle, % 22’ye kadar su içerebileceği tahmin edilmektedir.

S tipi silikoz asteroitleri olarak da adlandırılan esas olarak taşlı malzemelerden ve nikel demirden oluşur. İç asteroit kuşağında yer alırlar.

M tipi olanlar metalikler diye de adlandırılır, çoğunlukla nikel demirden oluşur ve asteroit kuşağının orta bölgesinde bulunur.

Kaynakça :

  1. http://www.astronomysource.com/tag/s-type-asteroids/
  2. https://spaceplace.nasa.gov/asteroid/en/

Yeni Gündem: Bağışıklık Pasaportu – Belgesi

Yeni Gündem: Bağışıklık Pasaportu

Dünya’nın tüm ülkeleri corona virüs ile mücadelesi veriyorken bugünlerde virüsü atlatan insanlara yeni bir belge, pasaport verilmesi konuşulmaya başlandı.

Virüs dediğimiz mikroskobik canlılar; nükleik Asit (DNA,RNA) ve protein kılıftan oluşan yapıdır, sadece canlı hücrelerde çoğalır ve bazı hastalıklara sebep olur. Virüs tek başına hayat belirtisi gösteremez, organeli yoktur, vücuda girdikten sonra hücrelere bağlanır genetik maddelerini enjekte eder. Virüs kontrolünü ele geçirdiği hücrede yeni virüs üretme talimatı verir. Çok sayıda virüs oluştuktan sonra hücre patlar ve virüs yeni hücrelere geçer. Bağışıklık sistemi virüsün farkına vardıktan sonra bağışıklık hücresi üretimi çoğaltır ve virüslü bölgeye gönderir. Ancak virüs bağışıklık hücresini de ele geçirmeye başlar. Bağışıklık hücreleri zaman geçtikte virüsü tanır ve virüse karşı vücudu savunmaya başlar. Zamanla vücut virüse uygun antikor üretir ve vücudun bağışıklığını sağlar.Vücut virüsü tanıdığı ve virüs antikorunu bulunduğu zaman yeni virüsün hücreye genetik maddesini enjekte edemez. Yani virüse karşı bağışıklık kazanılmış olur.

İngiltere, Almanya ve ABD’de “bağışıklık pasaportu”nun işe geri dönüşler ve ekonomik faaliyetlerin normalleşmesi için önemli rol oynayacağını düşünüyor. Almanya, işe geri dönüşlerin başlayabilmesi için Nisan ortasına kadar 100 bin gönüllüye bağışıklık taraması yapacağını bildirdi. İngiltere Sağlık Bakanı, “Bağışıklık Sertifikaları” düşündüklerini ve insanların normal hayata dönmeye kademeli olarak dönmeleri için önemli olduğunu söyledi. Bu pasaport-belge ekonominin sürmesi ve hayatın kademeli olarak normalleşmesi açısından önemli rol oynayacaktır.

YouTube https://www.youtube.com/watch?v=x2O8cig8Gs8 linkinden virüsler ve vücut savunmasını izleyebilirsiniz.

IKIGAI

Japonların uzun ve mutlu yaşam sırlarını konu alan uluslararası en çok satan kitaplardan biri. IKIGIA = “sürekli meşgul kalarak mutlu olma” anlamına geliyor. Yaşamak için bir neden bularak, o işi sürekli yapmak ve mutlu bir ömür geçirmeyi tavsiye eden kitap, Japon’ların sofralarındaki yemek düzenini de anlatıyor. 5 farklı türde yemeği 5 tabak ile (1 büyük(ana yemek)4 küçük) yiyerek hem gözlerini doyurarak karınların 2/3’ini doldurduklarından, sporun öneminden bahsediyor. Japonların hayatları, beslenmeleri, değişik sporları hakkında bilgi edinmek isteyenler için sürükleyici ve bir seferde bitebilecek bir kitap.

Salgının Kırsala Sıçraması – Çoğalması ve Doğabilecek Riskler

Salgının Kırsala Sıçraması – Çoğalması ve Doğabilecek Riskler

Türkiye gerek coğrafi gerekse iklim şartları yönünden tarım ürünleri üretmeye çok elverişlidir. 2019’iun ilk 11 ayda 16,21 milyar dolar ihracat yapılmıştır. Her geçen yıl artan ihracat oranları ve azalan ithalat gereksiniminin değişmemesi için salgının kırsala sıçramaması önlenmelidir. Nisan ayı gelmesiyle kırsaldaki tarım alanlarının hazırlanması, ekilmesine başlanması gerekiyor. Peki ne yapılmalı? Köy-kırsal giriş-çıkışları kontrol altına alınmalıdır ve çok titiz bir şekilde yönetilmelidir. Jandarma, köy muhtarları tarafından köy giriş-çıkışlarından kontrol noktaları kurmalıdır. Köylere; şehirlerden gelen akrabası bulunan kişiler, köyde yaşayıp dışarı bir kere çıkıp yapan kişiler köye geri alınmamalıdır. Köylerde karantina bölgesi kurularak köye giriş yapmak zorunda olan kişiler 21 gün boyuna o alanlarda tutulmalıdır. Her evin gıda-temizlik-ihtiyaç gibi ihtiyaç olması durumda haftada bir gün bir kişi tarafından temin edilmelidir. Bu kişiler hafta içi 5 güne eşit sayıda dağıtılmalıdır. Köydeki hayvanlar için yem stoğu yapılıp damda-ahırda-bahçede beslenmelidir. Köylere dışarıdan mevsimlik işçi kabul edilmemelidir.1 yıllık tüketimde sıkıntı yaşamamak için özellikle şu 1 hafta başta olmak üzere Nisan ayı üretim açısından büyük önem taşımaktadır ve çok dikkatli olunmalıdır.

Büyük Değişim Tetikleyicisi: Corona Virüs

Büyük Değişim Tetikleyicisi: Corona Virüs     

2019 Aralık ayında Çin’de ortaya çıkan ve “2019-nCoV” olarak adlandırılan virüsün başlangıçta bu denli ciddi boyuta geleceği düşünülmüyordu. Şubat ayında corona virüs kaynaklı olan hastalığa Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından Covid-19 adı verildi ve pandemi (küresel salgın) ilan edildi. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Başkanı Tedros Adhanom Ghebreyesus, Corona’nın; “Co” su, virüs’ün; “vi”si; disease’in (ing:hastalık) “d”sinden oluşturulduğunu belirtti. Salgının durdurulması için aşı geliştirilmesi en az bir yılı bulabilir. Tek seçenek virüse yakalanan kişileri tespit edip karantina altına alarak gözlemlemektir.

Salgının ilk ortaya çıktığı zaman başlayan bir global değişimi-dönüşümü yaşıyoruz. 2020 ilk günlerinde etkisi gittikçe şiddetlenerek artan salgın dünya üretim merkezi olan Çin’e ekonomik açıdan büyük darbe vurdu. Elektronik, teknoloji, otomotiv, oyuncak, plastik, gıda, kozmetik, giyim sektörünün en büyük üreticisi ve tedarikçisi “dünyanın imalathanesi” konumundaki Çin ciddi ekonomik kayıplar yaşadı. Asya-Pasifik piyasalarından yaklaşık 211 milyar dolar silinebileceği Uluslararası Kredi Derecelendirme Kuruluşu Standard & Poor (S&P) tarafından bildirildi. S&P Çin’in 2020 büyüme tahminini 4.8’e düşürdü.

Türkiye’de ilk vaka 10 Mart 2020 tarihinde tespit edildi ve Mart sonuna doğru Türkiye’de salgının artışı hızlandı ve en çok vakası bulunan ülkeler sıralamasında 31 Mart itibari ile 10.sıraya yükseldi. (2.704 vaka)

Türkiye’de virüsün etkisini göstermesi ile ilk olarak, yeme-içme, seyahat, imalat- sanayi, sinema, eğitim, alanlarında büyük aksamalar, gecikmeler yaşanmaya başladı. Birçok firma beyaz yaka çalışanları evden çalışma (home-office) sistemine geçiş yaptı. 10-15 yıl sonra orta vade gelecekte yaşanması beklenen gelişmeler salgın sonrasında hızla hayatımıza geldi ve zorunda olarak bir dijital dönüşüm sıçrayışı yaşadık. Dünya olarak bir paradigma kayması (Pradigm Shift) yaşadık. Paradigma kayması: örneğin, motorlu araçlar icat edilmeden at arabaları varken, araba denildiğinde herkesin aklına atların çektiği bir araba geliyordu. Bu paradigma zaman içerisinde kaymış ve günümüz motorlu arabalarına dönüşmüştür. Çarpan etkisinin 5-10 olacağı bir yıl yaşayacağız. Bu şu demektir; tıp, eğitim, teknoloji alanlarında 5-10 yıllık gelişimi-değişimi-dönüşümü bir yıl içinde yaşanacak.

Yeme-içme sektörü; Ülkemizde ilk vakalar ortaya çıkması ile birlikte, insanlar kalabalık ortamlarda bulunmaya kaçınmışlardır. Restoranlar, lokantalar ve yemek sektöründeki firmalar; paket servis ve gel al modeline geçiş yaptı. Paket servis, eve teslimat veya online yemek sipariş platformu kullanmayan firmalar için büyük ekonomik zorluklar yaşanmaya başlandı. Online market teslimat servisi hizmeti veren şirketler bu salgın zamanında önemli rol oynadı ve ekonomik olarak kötü etkilenmediler.    

Seyahat Sektörü; Pandemi’nin ilk günlerinden itibaren (10 Mart) otobüs-uçak seyehat kısıtlamasına (28 Mart) kadar büyük bir sıçrayış yaşadı. 28 Mart 2020’de seyahat kısıtlaması – ulaşım yasakları başladı.28 Mart itibari ile Türkiye’de şehirlerarası ulaşım %98.9 oranında azalmıştır. Kısıtlamanın- yasağın süreci boyunca ulaşım firmaları (otobüs-uçak-metro-vapur-yükse hızlı tren-feribot) ekonomik olarak kötü etkilenecektir.

İmalat-Sanayi Sektörü; Türkiye gelişmekte ve üretmekte olan bir ülke konumundadır. İhracattan Türkiye 2019 yılında 180 milyar 468 milyon dolar gelir elde etmiştir. 2020 Ocak-Şubat 29 milyar 414 dolar olarak gerçekleştirilmiş. Mart ayı sonuna doğru üretimi durduran firmalar ortaya çıkmaya başladı.

Türkiye 3 farklı gurupta üretim yapmaktadır. Tüketim malları, ara mallar, yatırım malları.

• Tüketim malları kapsamında gıda, içki, tütün, dokuma, hazır giyim, ağaç, mobilya, ayakkabı gibi sanayi dalları değerlendirilmektedir.

• Ara mallar içinde çırçırlama, ağaç mantar ürünleri, kağıt, basım, deri ve küçük işleme, lastik, plastik kimya, petrokimya, petrol ürünleri, gübre, çimento, pişmiş kil, seramik, cam, demir-çelik, demir dışı metaller bulunmaktadır.

• Yatırım malları ise, madeni eşya, elektriksiz makinalar, tarım makinaları, ilmi ve mesleki ölçü aletleri, elektrikli makinalar, elektronik, karayolları taşıtları, demir yolu taşıtları, gemi inşaa, uçak imalat ve diğer sanayi dallarından oluşmaktadır.

Üretim ve sanayi Türkiye için önemli bir konumdadır. Türkiye’de firmalar en alt kademeden en üst kademeye, mavi yakası-beyaz yakası, tüm çalışanlar en üst düzeyde önlemler alarak üretime devamı ekonominin sürdürülebilirliği konusunda önem arz etmektedir.

Sinema Sektörü; 2019 yılında sinema sektörü 980.410.567 ₺ gelir elde etmiştir. 2020 Ocak ayında Türkiye’deki sinemalar Çin’de ki salgından itibaren 1 koltuk dolu – 1 koltuk boş şeklinde düzenlenmeye ve satılmaya başlandı. 16 Mart itibari ile sinema bir süreliğine kapatıldı. Birkaç yıldır nabzı düşen sinema sektörü bu salgından sonra daha çok kayıp yaşayacak ve bazıları kapanmak zorunda kalacak. Salgından sonra sinema salonları başka amaçla kullanılacak ortamlara değişmesi- dönüşmesi de söz konusudur.

Eğitim Sektörü; 16 Mart itibari ile Türkiye’de K12-kreş-anaokulu-ilkokul-lise-üniversite düzeylerindeki okullar 3 haftalık bir tatil ilan edilmiştir. 23 Mart itibari ile online eğitime geçilmiştir ve daha sonrasında tüm eğitim düzeylerindeki eğitim kurumlarının bahar dönemini online eğitim olacak şekilde ilerlenmesine karar verildi. K12 (üniversite öncesi) okullar-kurumlar televizyon kanalları- online eğitim programları ile eğitim süreçlerine başladılar. Üniversitelerde ise bazıları, slaytlar ve ödevler ile sürece başlarken bazıları açık kaynaklı programları, bazıları kurumsal programları bazıları ise kendi geliştirdikleri programları kullanmaya başladılar. Bazı üniversitelerde online ders katılım oranı, sınıftaki fiziki derslere göre katılımın daha fazla olduğu belirtildi. Şuan sınavların nasıl yapılacağı bir sorun olarak çözüme kavuşturulacak bir sorun olarak belirtilmektedir. Bazı üniversiteler MIT, Stanford gibi yurtdışındaki üniversiteler gibi proje bazlı puanlandırma yapılacağı sistem üzerinde çalışmaktadır.

Peki bu salgın, bu virüs Türkiye’de atlatıldıktan sonra Türkiye’de neler olacak? Salgın geçtikten sonra insanlar kapalı yerlere gitmek istemeyecekler. Bahçeli veya teraslı kafeleri tercih edecekler, açık hava mekanları insanlar ile dolup taşacak. Sahil kesimlerine, sıcak şehirlere-kesimlere(Ege-Akdeniz kıyıları) gidecekler. AVM’ler, sinemalar, toplu insanların bulunduğu kesimlere gitmemek isteyecekler. Aylarca evde sıkılmış olan insanlar sosyalleşme ihtiyaçlarını dostları, arkadaşları ile tenha yerlerde karşılayacaklar.  2020 güz dönemi eğitimini öğrenciler alıştıkları evden mi almak isteyecekler? Yoksa sosyalleşme ihtiyaçları ağır basarak arkadaş ortamlarının olduğu okullarda somut dersler mi almak isteyecekler? İş dünyasında evden çalışmaya zor ayak uyduran fakat seven çalışanlar evden çalışmak mı isteyecek? İş verenler ofislere gelmelerini mi isteyecek? Önceki dönemlere göre boş kalan ofisler, daha küçük ofislere mi taşınacak? Birçok bilinmeyeni içinde barındıran bu “Değişim Tetikleyici” hayatımızda neleri değiştirecek, hep birlikte bunu göreceğiz.

Kaynaklar:

  1. https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-51177538
  2. https://www.haberturk.com/2019-ihracat-rakamlari-aciklandi-2555282-ekonomi
  3. https://www.haberturk.com/2019-ihracat-rakamlari-aciklandi-2555282-ekonomi
  4. http://mis.sadievrenseker.com/2014/03/paradigma-kaymasi-paradigm-shift/

Koronovirüs Salgını Sonrası Yaşanan Değişiklikler

Koronovirüs Salgını Sonrası Yaşanan Değişiklikler:

1.Home-Office çalışma: Virüs yayıldıkça video konferans ve uzaktan çalışma sistemine geçildi.6 Mart 2020’den itibaren Amazon, Facebook, Google ve Microsoft çalışanları virüsün tespit edildiği Seattle ofislerinde uzaktan çalışmaya başladı.

2. Çin’e olan güven azaldı: Peter Goodman’ın New York Times’da yazdığı gibi, koronavirüs zaten “dünyanın Çin’e olan merkezi güveninin üretim için sıfır noktası olarak yeniden incelenmesine” neden oldu.Salgın kötüleşirse, Avrasya Grubu başkanı Ian Bremmer “Kesinlikle Çin dışında üretimin hızlandırılmış ayrışmasını göreceğiz” dedi.

3. Daha hızlı bilim: Stanford Üniversitesi’ndeki bilim adamları, yeni koronavirüs için 12 saat gibi kısa bir sürede mevcut modellerden çok daha hızlı testler verebilen bir tanı testi geliştirdiler. Hızlı bir salgın yaşanmasından sonra Dünya çapından değişiklikler yaşanmaya başladı. Bir salgının bir ülkeyi kısa bir sürede nasıl etkilediğini gördük. Yaşanabilecek bir sonraki virüs salgını için izlenebilecek süreci gördük. Çarpan etkisinde artış sayesinde 5-10 yıllık teknolojik gelişimi 1 yıl içinde yaşayacağız.

Akıllı Ev Teknolojisi ; Delta VoiceIQ

Akıllı Ev Teknolojisi ; Delta VoiceIQ

5G’nin hayatımıza girmesi ile birlikte lavabolar  bizimle konuşacak. 5G teknolojisi görünüşe göre, milyarlarca dolarlık akıllı ev cihazı endüstrisinin yol açacak . Bu sefer, mutfak aletlerinde önde gelen firma Delta, mutfak lavabosuna sesli komutlara cevap verecek yeni bir mutfak bataryası serisi geliştirdi.

Bu mutfak bataryası serisi , lavabonuzu Amazon’un Alexa veya Google Asistan tarafından etkinleştirilen akıllı telefon ve akıllı hoparlörler gibi mevcut cihazlarla senkronize edebilecek ve ses komutlarınızı alıp ve bunları lavabonuza aktaracak şekilde tasarlamış olan Delta VoiceIQ Teknolojisi günlük hayatımızda hızlıca yerini alacak. Delta VoiceIQ’nun, amatör şeflerden çocukları okula götürmeye çalışan meşgul ebeveynlere kadar herkes için oldukça kullanışlı görünüyor. Kullanıcılar elbette suyu kolayca ısıtabilir, ayrıca musluğu komutla açıp kapatabilir, karmaşık yemekler hazırlarken veya çocukların ve evcil hayvanların farklı ihtiyaçlarını yönetirken kullanıcılara bir veya iki eylem kaydedebilir. Lavabo, bir cezve veya sulama kabı, bir çocuğun yudum kupası veya bir köpek kasesi doldurmak gibi günlük görevleri kolaylaştırmak için özelleştirilmiş komutlara da cevap verecektir. Lavabo ons, bardak, litre, galon, litre, mililitre dağıtacak ve mutfak musluk suyu kullanımını izleyecektir.

Kaynak: https://www.digitaltrends.com/home/delta-voiceiq-faucets/